Sabahları güne dinç başlamak için, öğle yemeğinden sonra biraz rahatlamak için, akşamları günün yorgunluğunu ve stresini atmak için… Günün her anında kahve içmek için kendimize geçerli sebepler bulabiliriz. Bazen sadece bir espresso, bazen bol köpüklü bir Türk Kahvesi, bazen beyaz çikolatalı bir Mocha… Bazıları kahvenin her halini sever, bazıları sadece filtre kahve tutkunudur. Kimi yanında çikolata olmadan yapamaz, kimi sütlü sever. Fakat herkesin ortak olduğu nokta güzel bir kahvenin insana verdiği muhteşem keyif ve hazdır. İyi bir kahve, muhabbetinize ortak olur, yorgunluğunuzu alır, keyfinizi yerine getirir. Peki, yaklaşık 600 yıldır hayatımızda olan kahvenin tarihsel yolcuğunu öğrenmek ister misiniz? Öyleyse başlayalım…
Kahvenin etimolojisiyle ilgili kesinleşmiş bir bilgi bulunmasa da, fikir birliğinin en çok olduğu teori kahve isminin, kahvenin anavatanı olan Etiyopya’nın “Kaffa” şehrinden geldiğidir. Bu şehrin Arapçadaki karşılığı olan “Qahwah” kelimesi de yine Arapçada “keyif veren içecek” anlamına gelmektedir. Dilimize de Arapçadan geçen kahve sözcüğü, Avrupa’ya Cafe, Koffie, Coffee, Kaffee şekillerinde geçmiştir.
Bir efsaneye göre Etiyopya’da “Kaldi” isimli çoban tarafından keşfedildi. Kaldi, Etiyopya’nın yüksek yaylalarında keçilerini otlatırken, kahve bitkisini yiyen keçilerin çok daha canlı ve enerjik olduğunu fark etti. Yemen’de 15. Yüzyıldan beri içilen kahve, 16. Yüzyılda Türkiye ve İran’a geldi. Bu yıllarda Türkiye, İran, Yemen gibi ülkelerde insanların kahve içip sosyalleşebileceği birçok alan vardı.
Kahve, ticaret girişimleri sonucu 16. Yüzyılın sonlarına doğru İtalya başta olmak üzere Avrupa’ya ulaştı. Tüm Avrupa’da popüler olması 17. Yüzyılda gerçekleşti. Bu yıllarda Avrupa’da da tıpkı Doğu’da olduğu gibi kahvehaneler hızla yaygınlaştı. 1651’de İngiltere’nin ilk kahvehanesi açıldı. Bu kahvehaneler Avrupalı tüccarların sohbet etmek, gazete okumak, diğer tüccarlarla tanışmak için geldiği uğrak noktalar oldu.
Amerika’daki ilk kahve dükkânı ise 1689’da açıldı. 1737’de açılan “Merchants Coffee House” ise bir anda büyük bir popülarite kazandı ve Amerikalılar için en önemli buluşma ve sohbet yerlerinden biri haline geldi. Amerikanlar, İngilizlerin vergi otoritesine karşı protesto amacıyla çay partilerini bir kenara bırakıp kahve içmeye yöneldiler.
18. yüzyılın başlarında Hollandalılar, kendileri için özel olarak Endonezya’da kahve yetiştirmeye başladılar. Yine bu yüzyılda bazı ülkeler Brezilya’da kahve yetiştirmeye başladı. 19. Yüzyılın başlarında Brezilya’da kahve tarlaları büyük bir patlama yaşadı ve ülkenin her yerine yayıldı. 20. Yüzyıla gelince Uganda’da da kahve yetiştirmeye başlandı. 1865 yılında ise tarihteki ilk kahve süzgeci Amerikalı James Mason tarafından icat edildi.
Günümüzde de bir hayli yaygın olan kahvenin modern hali hazır kahveler ise 1889 yılında Yeni Zelandalı David Strang tarafından icat edildi. Kahvenin kurutulup dondurulmasına ise 1938 yılında başlandı. 1908 yılında Melitta Benz, ilk kahve filtresini üretti. Tarihteki ilk espresso makinesi ise Milanolu kahveci Achille Gaggia tarafından 1946 yılında yapıldı. 20. Yüzyılın başlarında oldukça popüler olan kahve artık bir yaşam tarzı haline geldi ve kahve sehpaları bile mobilya dekorasyonu için çok önemli bir öğe oldu.
Günümüzde kahve hala dünyanın en çok tüketilen içeceklerinden biri. Görünüşe göre çok uzun yıllar daha kahveyle olan dostluğumuz sürecek. Şimdi güzel bir kahve içip hayattan biraz keyif almanın tam zamanı…